
Çanakkale, sadece tarihiyle, coğrafyasıyla değil, yetiştirdiği değerlere gösterdiği vefayla da örnek bir kent olmaya devam ediyor. Bir şehrin nabzını tutan, tarihini not düşen ve halkın sesi olan gazeteciler, o kentin en önemli hafıza kayıtlarıdır. Bu bilinçle hareket eden Çanakkale Belediyesi, kentin basın tarihinde derin izler bırakmış, kalemini hakikatten ve halktan yana kullanmış iki usta ismi unutmadı. Uzun yıllar hem yerel hem de ulusal basında Çanakkale’nin sesi olan duayen gazeteciler Yaşar Türe ve Turhan Narler, mezarları başında düzenlenen hüzünlü ama bir o kadar da anlamlı bir törenle anıldı.
Vefa Örneği: Çanakkale Belediyesi, kentin basın tarihine adını altın harflerle yazdıran iki ustayı unutmadı.
Mezarı Başında Anma: Duayen isimler Yaşar Türe ve Turhan Narler için kabirleri başında dualar edildi.
Basın Emekçileri: Anma töreninde, Çanakkale’nin duayen gazetecileri olan bu iki ismin mesleki miraslarına vurgu yapıldı.
Bugün dijital teknolojinin getirdiği imkanlarla habere ulaşmak ve haberi yaymak saniyelerle ölçülürken, Yaşar Türe ve Turhan Narler’in mesleği icra ettikleri dönem, gazeteciliğin tam anlamıyla “bilek gücü” ve “alın teri” gerektirdiği yıllardı. İnternetin olmadığı, fotoğrafların karanlık odalarda banyo edildiği, haber metinlerinin daktilo tıkırtıları eşliğinde yazılıp telefon veya faks yoluyla merkezlere ulaştırılmaya çalışıldığı o analog dönemde, bu isimler Çanakkale’nin dünyayla olan iletişim köprüsüydü.
Çanakkale’nin duayen gazetecileri, sadece birer muhabir değil, aynı zamanda şehrin görsel ve yazılı tarihini kaydeden birer arşiv memuru gibi çalıştılar. O yıllarda ulusal basına haber geçmek, bugünkü gibi bir “tık” mesafesinde değildi. Çanakkale’nin en ücra köşesindeki bir sorunu, Ankara’ya veya İstanbul’a duyurabilmek için verdikleri mücadele, aslında kente olan sevdalarının en somut kanıtıydı. Mezarları başında yapılan anma, işte bu fedakarlığa, o zorlu yıllarda gösterilen bu insanüstü gayrete yapılan bir saygı duruşuydu.

Yaşar Türe ve Turhan Narler isimleri, sadece geçmişte kalmış birer hatıra değil, aynı zamanda bugün sahada koşturan genç gazeteciler için birer deniz feneridir. Onların meslek ahlakı, olaylara yaklaşımı ve tarafsızlık ilkeleri, günümüz medya dünyasında mumla aranan değerlerdir. Anma törenine katılanların yüzlerindeki hüzünlü ifade, aslında bir dönemin gazetecilik anlayışına duyulan özlemi de yansıtıyordu.
Bu iki usta, meslek hayatları boyunca yanlarında yetiştirdikleri, el verdikleri “çırakları” ile de bir okul işlevi görmüşlerdir. Gazeteciliğin mektepli olmak kadar alaylı olmayı, yani sahada pişmeyi gerektirdiğini bilenler, Türe ve Narler’in “rahle-i tedrisatından” geçmenin ne demek olduğunu iyi bilirler. Çanakkale Belediyesi’nin düzenlediği bu organizasyon, bu yüzden sadece ölenleri anmak değil, yaşayan meslek ilkelerini de hatırlatmak anlamına geliyor.
“Vefa, sadece İstanbul’da bir semt adı değildir” sözünün hayat bulduğu yerdir Çanakkale. Yerel yönetimlerin görev tanımı genellikle altyapı, ulaşım ve imar gibi teknik konularla sınırlandırılsa da, Çanakkale Belediyesi bu anma töreniyle “sosyal belediyecilik” ve “kent kültürü” kavramlarının altını doldurmuştur. Bir şehri şehir yapan, o şehrin binaları değil, o binaların arasında hikayeler biriktiren insanlarıdır.
Belediyenin, kentin hafızasında yer etmiş bu isimleri unutmayarak mezarları başında anması, kentin entelektüel sermayesine verdiği değeri gösteriyor. Bu davranış, görev başındaki diğer gazetecilere de şu mesajı veriyor: “Bu kent için ürettiğiniz değer, harcadığınız emek asla boşa gitmeyecek ve unutulmayacaktır.” Bu tür vefa örnekleri, toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği gibi, aidiyet duygusunu da pekiştirir. Çanakkale halkı, kendi değerlerine sahip çıkan bir yerel yönetime sahip olmanın haklı gururunu yaşamaktadır.

Mezarlıklar, hayatın en büyük gerçeği olan ölümle yüzleştiğimiz yerler olsa da, Yaşar Türe ve Turhan Narler’in kabirleri başında toplanan kalabalık, orada “ölümsüz” bir şeyler olduğunun kanıtıydı. O ölümsüzlük; dürüstlüktü, çalışkanlıktı ve halkın haber alma hakkına duyulan saygıydı.
Okunan dualara karışan rüzgar sesi, sanki yıllarca Çanakkale sokaklarında haber peşinde koşan bu iki ustanın fısıltısını taşıyordu. Sevenleri, aileleri ve meslektaşları, onların yokluğunun doldurulamayacağını bilseler de, bıraktıkları mirasın emin ellerde olduğunu hissettirmenin huzurunu yaşadılar. Anma töreni, kısa süreli bir etkinlik gibi görünse de, yarattığı manevi etki ve verdiği mesaj bakımından Çanakkale basın tarihine not düşülen önemli bir gün oldu.
Bir şehirde yaşayanlar gelir geçer, binalar yıkılır yenisi yapılır, yönetimler değişir; ancak geriye kalan tek şey yazılı ve görsel kayıtlardır. İşte bu kayıtları tutanlar, Yaşar Türe ve Turhan Narler gibi ömrünü haberciliğe vakfetmiş isimlerdir. Çanakkale Belediyesi’nin düzenlediği anma töreni, aslında bu “kayıt tutuculara” duyulan minnetin bir ifadesidir. Onlar olmasaydı, Çanakkale’nin son yarım asrına dair pek çok detay, pek çok yaşanmışlık unutulup gidecekti.

Mezarları başında yapılan konuşmalarda altı çizildiği üzere, bu isimler sadece birer gazeteci değil, aynı zamanda Çanakkale’nin kültür elçileriydi. Yerel basında çıkan bir haberin, ulusal medyada nasıl yankı bulduğunu, Çanakkale’nin sorunlarının Ankara’da nasıl gündem olduğunu en iyi onlar biliyordu. Bugün Çanakkale sokaklarında yürüyen her vatandaş, bilmese de onların kaleminden dökülen bir haberin sonucunda yapılan bir kaldırımda yürüyor veya onların gündeme getirdiği bir sorunun çözülmesiyle daha rahat nefes alıyor olabilir.
Yaşar Türe ve Turhan Narler’i anmak, sadece geçmişi yad etmek değil, geleceğe bir söz vermektir. Onların mezarı başında toplanan genç meslektaşları, aldıkları bayrağı daha ileriye taşıma sorumluluğunu omuzlarında hissettiler. Gazetecilik, teknolojinin değişmesiyle şekil değiştirse de “hakikat arayışı” ve “kamu yararı” ilkesi asla değişmeyecektir. Usta gazetecilerin bıraktığı en büyük miras, teknik donanımlar veya arşivler değil, işte bu mesleki duruştur.
Çanakkale basını, kökleri sağlam, geleneği olan güçlü bir yapıdır. Bu gücünü de Türe ve Narler gibi temeli sağlam atan ustalardan almaktadır. Onların çalışma disiplini, olaylara bakış açısı ve insan ilişkileri, iletişim fakültelerinde ders olarak okutulacak niteliktedir. Bu nedenle, mezar başındaki dualar, aynı zamanda bu mesleki ahlakın devam etmesi için edilen temennilerdir.
Hüzünlü ama gururlu anma töreni sona erip kalabalık dağıldığında, geriye mezar taşlarındaki isimler ve o isimlerin temsil ettiği koca bir ömür kaldı. Ancak Yaşar Türe ve Turhan Narler, sadece mermer taşlara kazınmış isimler değildir; onlar Çanakkale’nin her gazete sayfasında, her deklanşör sesinde ve her televizyon yayınında yaşamaya devam edeceklerdir.
Çanakkale Belediyesi’ne, bu vefalı duruşu ve değerlerimize sahip çıkma konusundaki hassasiyeti için teşekkür etmek gerekir. Bir toplumu ayakta tutan şey, değerlerine ne kadar sahip çıktığıyla doğru orantılıdır. Trakyalife ailesi olarak bizler de; kalemini onuruyla kullanan, halkın sesi olmaktan asla vazgeçmeyen ve bugün aramızdan ayrılmış olsalar da izleri silinmeyen Çanakkale’nin duayen gazetecileri Yaşar Türe ve Turhan Narler’i rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Mekanları cennet, haberleri sonsuz olsun.