Çanakkale’de Yapılamaz Denilen Ameliyatla Hayata Döndü

Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi, nadir görülen “Wilkie Sendromu” tanısı konulan 37 yaşındaki Songül Asiltürk’ü, kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşturdu. “Burada yapılamaz” denilen ameliyat, Çanakkale’nin sağlık başarısı olarak kayıtlara geçti.

Yayınlama: 24.03.2026
A+
A-

Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi, tıp dünyasında oldukça nadir rastlanan ve tedavisi yüksek uzmanlık gerektiren Wilkie Sendromu operasyonuna imza atarak büyük bir başarıya ulaştı. Şehir dışındaki merkezlere yönlendirilen 37 yaşındaki Songül Asiltürk, kendi memleketinde gerçekleştirilen riskli ama bir o kadar başarılı operasyonla sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Hasta Bilgisi: 37 yaşındaki Songül Asiltürk, yaklaşık bir yıldır süren şiddetli bulantı ve kusma şikayetleriyle yaşam mücadelesi veriyordu.

Tanı ve Yöntem: Tıp literatüründe nadir görülen Wilkie Sendromu teşhisi konulan hastaya, laparoskopik duodenojejunostomi (kapalı yöntem) uygulandı.

İyileşme Süreci: Başarılı geçen operasyonun ardından hasta, komplikasyonsuz bir sürecin sonunda sadece 4 gün içinde taburcu edildi.

Tıp Literatüründe Nadir Bir Vaka: Wilkie Sendromu

Sağlık alanında her geçen gün çıtasını yükselten Çanakkale, bu kez tıp dünyasında parmakla gösterilecek bir başarı öyküsüne ev sahipliği yaptı. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy (MAE) Devlet Hastanesi’ne yaklaşık bir yıl önce başlayan ve bitmek bilmeyen mide bulantıları, şiddetli kusma nöbetleri ve beslenme güçlüğü şikayetleriyle başvuran 37 yaşındaki Songül Asiltürk için zorlu bir süreç başlamıştı. Gittiği farklı merkezlerde derdine derman arayan Asiltürk’e, yapılan detaylı tetkiklerin ardından oldukça nadir görülen Wilkie Sendromu (Superior Mezenterik Arter Sendromu) tanısı konuldu.

Bu sendrom, anatomik bir baskı sonucu onikiparmak bağırsağının sıkışmasıyla karakterize, teşhisi zor ve tedavisi cerrahi maharet gerektiren bir durum olarak biliniyor. Hastalığın nadirliği, cerrahi müdahalenin risklerini de beraberinde getiriyor. Bu sebeple genç hasta, daha önce başvurduğu pek çok sağlık kuruluşunda “Bu ameliyat burada yapılamaz, tam teşekküllü büyükşehir hastanelerine gitmelisiniz” denilerek şehir dışına yönlendirildi. Ancak Asiltürk’ün yolu, Çanakkale’deki uzman ellerle kesişince hikayenin seyri değişti.

yıldız tilbe

Uzman Ellerde Yeniden Şekillenen Bir Tedavi Süreci

Şehir dışına gitme hazırlıkları yaparken Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Genel Cerrahi birimine başvuran Songül Asiltürk, burada Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk tarafından muayene edildi. Hastanın durumunu titizlikle inceleyen Op. Dr. Öztürk, modern tıbbın imkanlarını kullanarak bu ameliyatın Çanakkale’de de başarıyla yapılabileceğine kanaat getirdi.

Hastanın yaşam kalitesini yerle bir eden, yemek yemesini engelleyen ve onu günden güne güçsüz bırakan bu mekanik tıkanıklığın giderilmesi için cerrahi planlama yapıldı. Geleneksel açık ameliyat yöntemlerinin aksine, hastanın konforunu en üst düzeyde tutacak olan laparoskopik duodenojejunostomi yöntemi tercih edildi. Bu karar, hem hastanın iyileşme hızını artıracak hem de cerrahi sonrası oluşabilecek komplikasyon risklerini minimuma indirecekti.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Wilkie Sendromu Nedir?: Superior Mezenterik Arter (SMA) ile abdominal aorta arasındaki açının daralması sonucu onikiparmak bağırsağının sıkışmasıdır.
  • Görülme Sıklığı: Toplumda görülme sıklığı %0.01 ile %0.3 arasındadır; yani oldukça nadir bir tablodur.
  • Belirtiler: En belirgin semptomları yemek sonrası şiddetli karın ağrısı, kilo kaybı ve inatçı kusmalardır.
  • Tarihçe: İlk kez 1861 yılında Rokitansky tarafından tanımlanmış, cerrahi detayları ise 1927’de Wilkie tarafından netleştirilmiştir.

Kapalı Yöntemle Gelen Sağlık ve Hızlı İyileşme

Ameliyat günü geldiğinde, Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk ve profesyonel ekibi, laparoskopik yani kapalı yöntemle operasyonu gerçekleştirdi. Minimal invaziv cerrahinin en güzel örneklerinden biri olan bu işlemde, hastanın karın bölgesinde büyük kesiler açılmadan, sadece küçük deliklerden girilerek sindirim sistemindeki tıkanıklık bypass edildi. Yaklaşık bir yıldır süren çile, birkaç saatlik teknik hassasiyetle sona erdirildi.

Modern cerrahide “altın standart” olarak kabul edilen kapalı yöntemlerin avantajları bu vakada bir kez daha kanıtlandı. Wilkie Sendromu gibi zorlu bir tabloda bile laparoskopinin kullanılması, hastanın ameliyat sonrasındaki ağrılarını ciddi oradan azalttı. Ameliyatın hemen ertesi günü mobilize olan (ayağa kalkan) Songül Asiltürk, beslenme düzeninin normale dönmesiyle birlikte hızla toparlandı. Hastanede yatış süresini sadece 4 güne indiren bu teknik başarı, bölgedeki sağlık altyapısının ulaştığı noktayı da gözler önüne serdi.

“İlimiz İçin Büyük Kazanım”: Operasyonun Perde Arkası

Başarılı geçen operasyonun ardından açıklamalarda bulunan Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk, bu tür vakaların sadece cerrahi bir işlem değil, aynı zamanda multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini vurguladı. Hastanın bir yıl boyunca yaşadığı fiziksel yıpranmanın psikolojik etkilerine de değinen Öztürk, modern tıbbın sunduğu teknolojik imkanların Çanakkale’de en üst düzeyde kullanıldığını belirtti. Wilkie Sendromu gibi nadir görülen anatomik bozuklukların tedavisinde cerrahi tecrübenin önemine dikkat çeken Dr. Öztürk, şu detayları paylaştı:

“Hastamız bize başvurduğunda ciddi bir beslenme yetersizliği ve buna bağlı bitkinlik içerisindeydi. Uyguladığımız laparoskopik duodenojejunostomi yöntemiyle, onikiparmak bağırsağının sıkışan bölgesini devre dışı bırakıp sindirim sisteminde yeni bir yol oluşturduk. Bu sayede mekanik tıkanıklık tamamen ortadan kalktı. Laparoskopik teknik sayesinde hastamızın karnında büyük bir cerrahi iz kalmadığı gibi, enfeksiyon riski de minimize edildi. Bu tür özellikli ve ileri cerrahi yetkinlik isteyen ameliyatların kendi hastanemizde, kendi imkanlarımızla yapılıyor olması hem hastalarımız için büyük bir konfor hem de şehrimizin sağlık vizyonu adına gurur vericidir.”

Başhekim Keser: “Artık Sevk Eden Değil, Tedavi Eden Merkeziz”

Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Hasan Keser de hastanenin ulaştığı tıbbi başarı düzeyinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geçmiş yıllarda benzer vakaların zorunlu olarak İstanbul, Ankara veya İzmir gibi büyükşehirlerdeki üniversite hastanelerine sevk edildiğini hatırlatan Keser, bu tablonun artık değiştiğini ifade etti.

Başhekim Keser, “Hastanemiz bünyesinde görev yapan alanında uzman hekimlerimiz ve her geçen gün güçlenen teknolojik altyapımız, en karmaşık ameliyatları bile burada gerçekleştirmemize olanak sağlıyor. Wilkie Sendromu operasyonu da bu başarının en somut örneklerinden biri olmuştur. Amacımız, Çanakkale halkının sağlık hizmeti almak için şehir dışına çıkma ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak. Artık sevk eden değil, çevre illerden bile hasta kabul eden, tedavi eden bir merkez konumuna yükseldik. Songül Hanım’ın sağlığına kavuşup ailesine dönmesi bizler için en büyük ödül,” şeklinde konuştu.

Songül Asiltürk: “Çanakkale’de Şifa Bulacağımı Hayal Bile Edemezdim”

Sağlığına kavuşan ve taburcu edilmeden hemen önce duygularını paylaşan 37 yaşındaki Songül Asiltürk, yaşadığı süreci bir mucize olarak nitelendirdi. Bir yıl boyunca su içmenin bile kendisi için bir ızdırap haline geldiğini söyleyen Asiltürk, Çanakkale’deki doktorların kendisine verdiği güvenin iyileşme sürecindeki en büyük etken olduğunu belirtti.

Asiltürk, “Aylarca ‘bu ameliyat buralarda yapılamaz’ sözünü duymaktan umudumu kaybetmiştim. Başka şehirlere gitmenin hem maddi hem de manevi yükü beni çok korkutuyordu. Ancak Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk hocamızla tanıştığımda bana verdiği güven ve ameliyatın detaylarını anlatması içimi rahatlattı. Kendi memleketimde, evimin çok yakınında bu derdimden kurtulmak benim için paha biçilemez bir mutluluk. Başta doktorum olmak üzere, güler yüzlü hemşirelerimize ve tüm hastane personeline minnettarım,” dedi.

Kaynak: BHA

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.