Çanakkale Belediyesi, “Umutlar Geleceğe” projesiyle çay ve kahve posalarını komposta dönüştürdü. Atıklar, Özgürlük Parkı’nda düzenlenen etkinlikte bitkilere can suyu oldu.

Çanakkale, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra çevre bilinciyle de örnek bir kent olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Günlük hayatımızın vazgeçilmez parçası olan, sabah kahvaltılarından akşam sohbetlerine kadar her anımıza eşlik eden çay ve kahvenin, tüketildikten sonra “çöp” olarak görülme algısı Çanakkale’de değişiyor. Çanakkale Belediyesi tarafından hayata geçirilen vizyoner bir proje ile atıklar, doğayı yeşerten birer yaşam kaynağına dönüştürülüyor. Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirilen son etkinlik, sürdürülebilirlik kavramının sadece teoride kalmadığını, toprağa dokunan somut adımlara dönüştüğünü kanıtladı.
Sihirli Dönüşüm: Çöpe gitmesi beklenen tonlarca çay ve kahve posası, özel işlemlerle bitki besinine (kompost) dönüştürüldü.
Adres Özgürlük Parkı: Elde edilen bu doğal gübreler, kentin nefes alanı Özgürlük Parkı’ndaki bitki dikim etkinliğinde kullanıldı.
Yeşil Vizyon: Proje, Çanakkale Belediyesi’nin “döngüsel ekonomi” ve “doğa dostu gelecek” hedeflerinin bir parçası olarak hayata geçti.
Türk kültüründe “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” sözü meşhurdur. Ancak Çanakkale Belediyesi, bu hatırı sadece sosyal ilişkilerle sınırlı tutmayıp, doğayla olan ilişkimize de taşıdı. Kent genelinde yürütülen Çanakkale Belediyesi çevre projeleri kapsamında, belki de gün içinde en çok ürettiğimiz organik atıkların başında gelen çay ve kahve posaları mercek altına alındı. Genellikle lavabolara dökülen veya çöp kutularına atılarak depolama sahalarında metan gazı oluşumuna neden olan bu değerli atıklar, geri dönüşüm zincirine dahil edildi.

“Umutlar Geleceğe” sloganıyla Özgürlük Parkı’nda düzenlenen etkinlik, aslında bir zihniyet devriminin sahneye konulmuş haliydi. Belediye ekiplerinin titiz çalışmaları sonucunda fermente edilerek veya uygun koşullarda bekletilerek kompost haline getirilen posalar, parkın toprağıyla buluşturuldu. Bu işlem sayesinde, toprağın organik madde miktarının artırılması, su tutma kapasitesinin yükseltilmesi ve bitkilerin ihtiyaç duyduğu minerallerin doğal yollarla sağlanması hedeflendi. Kimyasal gübrelerin toprağı yorduğu ve yeraltı sularını kirlettiği bir çağda, atıktan üretilen bu doğal besin, toprağa adeta bir “can suyu” etkisi yarattı.
Etkinliğin adresi olarak Özgürlük Parkı’nın seçilmesi de tesadüfi değildi. Kentlilerin nefes aldığı, çocukların koşup oynadığı bu alan, şimdi ekolojik bir dönüşümün laboratuvarı haline geldi. Dikilen her bitkinin köküne, bir zamanlar birilerinin sohbetine eşlik etmiş çayların ve kahvelerin posası konuldu. Bu durum, kentteki yaşam döngüsünün ne kadar iç içe olduğunu gösteren şiirsel bir detay olarak dikkat çekti.
Toprakla buluşan yeni bitkiler, sadece parkı güzelleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda çevre bilincinin de canlı birer anıtı olacaklar. Etkinlik sırasında vurgulanan “sürdürülebilir, doğa dostu ve döngüsel projeler” ifadesi, Çanakkale’nin gelecek vizyonunu özetliyor. Döngüsel ekonomi modeli, “kullan-at” kültürünün yerine “kullan-dönüştür-yaşat” anlayışını getiriyor. Çanakkale Belediyesi de bu projeyle, atığın aslında yerinde ve doğru kullanıldığında bir “kaynak” olduğunu tüm kente göstermiş oldu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

Çanakkale Belediyesi’nin Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirdiği bu anlamlı etkinlik, sadece toprağa bitki dikmekten ibaret olmayan derin bir felsefeyi barındırıyor. Modern kentlerin en büyük çıkmazlarından biri olan “atık yönetimi” konusunda, yasaklayıcı veya cezalandırıcı yöntemlerden ziyade, teşvik edici ve dönüştürücü modellerin ne denli başarılı olabileceği bu projeyle gözler önüne serildi. Çanakkale Belediyesi çevre projeleri, atık hiyerarşisinin en tepesinde yer alan “azaltma” ve “yeniden kullanım” basamaklarını, kent kültürüne entegre etmeyi başarıyor.
Organik atıkların, özellikle de çay ve kahve posalarının çöplüklere gitmesi, aslında büyük bir enerji israfı anlamına geliyor. Çöplüklerde oksijensiz ortamda çürüyen bu atıklar, karbondioksitten çok daha zararlı bir sera gazı olan metan gazı salınımına yol açıyor. Belediye, bu atıkları kompostlaştırarak sadece toprağı beslemekle kalmıyor, aynı zamanda kentin karbon ayak izini küçülterek iklim değişikliğiyle mücadeleye yerel ölçekte katkı sunuyor. Bu, “küresel düşün, yerel hareket et” prensibinin Çanakkale sokaklarında vücut bulmuş halidir.
Projenin bir diğer önemli boyutu ise vatandaşlara verdiği “siz de yapabilirsiniz” mesajıdır. Özgürlük Parkı’ndaki uygulama, aslında her evin mutfağında, her iş yerinin ofisinde uygulanabilecek basit bir dönüşümü simgeliyor. Çanakkale halkı, belediyenin bu öncü hareketinden ilham alarak, evlerindeki saksılarda veya bahçelerinde kendi “mikro kompost” sistemlerini kurma konusunda cesaretlendiriliyor.

Bir kafede içilen kahvenin telvesinin, o kafenin önündeki saksıyı yeşerttiği bir döngü hayal edin. İşte Çanakkale Belediyesi’nin yaratmak istediği vizyon tam olarak bu. Atığın, evden çıktığı anda “çöp” değil, “ham madde” olarak görüldüğü bir bilinç düzeyi, kentin geleceğini şekillendirecek en büyük güçtür. Bu etkinlik, sürdürülebilirliğin pahalı teknolojilerle veya devasa tesislerle değil, bazen sadece bir avuç posayı doğru yere atmakla başladığını hatırlatıyor.
Çanakkale Belediyesi tarafından yapılan “Yeşil bir gelecek için çalışmaya devam ediyoruz” açıklaması, bu tür projelerin tek seferlik birer şov olmadığını, aksine uzun vadeli bir stratejinin parçaları olduğunu teyit ediyor. Kazdağları’nın oksijeninden Boğaz’ın mavisine kadar eşsiz bir coğrafyaya sahip olan Çanakkale’de, yerel yönetimin doğayı koruma refleksi, kentin kimliğiyle örtüşüyor.
Sürdürülebilirlik yolculuğunda atılan her adım, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Çanakkale bırakma hedefine hizmet ediyor. Bugün dikilen o bitkiler büyüyüp serpilip parka gölge olduğunda, o gölgede dinlenen çocuklar, bu ağaçların “bir zamanlar çöp sanılan değerlerle” beslendiğini bilerek büyüyecekler. Bu bilinç, belki de betona yenik düşen birçok şehre inat, Çanakkale’nin yeşil kalmasını sağlayacak en büyük teminat olacak.
Etkinliğin “Umutlar Geleceğe” sloganı, aslında doğanın kendi kanununa bir saygı duruşu niteliğinde. Doğada çöp diye bir kavram yoktur; her canlının atığı, bir diğerinin besinidir. İnsan eliyle bozulan bu dengeyi, yine insan aklı ve vicdanıyla onarmaya çalışan Çanakkale Belediyesi, doğanın bu muazzam döngüsünü taklit ederek şehirciliğe uyarlıyor.
Çay yaprakları toprakta yetişti, fincanlarımızda demlendi, bize keyif verdi ve şimdi görevini tamamlayıp posa olarak tekrar toprağa dönüyor. Bu döngünün tamamlanması, ekolojik adaletin sağlanması demektir. Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirilen bitki dikimi, bu yüzden sadece bir peyzaj çalışması değil, doğayla barışma ve ona olan borcumuzu ödeme çabasıdır. Çanakkale, bu vizyoner yaklaşımıyla diğer belediyelere de örnek olmaya ve “Atıksız Türkiye” hedefine Trakya’dan güçlü bir omuz vermeye devam ediyor.