DİSK’in 59. kuruluş yıl dönümü Bursa’da kitlesel bir yürüyüşle kutlandı. DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi Gökhan Aydın, asgari ücretin açlık sınırı altında kalmasının temel nedeninin işçi sınıfının örgütsüzlüğü olduğunu belirterek, “Bu düzeni örgütlenerek değiştireceğiz” dedi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Güney Marmara Bölge Temsilcisi Gökhan Aydın, konfederasyonun 59. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Bursa’da düzenlenen yürüyüşün ardından tarihi bir açıklamaya imza attı. İşçi sınıfının toplumun üreten çoğunluğu olduğunu vurgulayan Aydın, mevcut ekonomik ve sosyal düzenin ancak güçlü bir örgütlenme ile dönüştürülebileceğini ifade etti.
Örgütlü Mücadele Vurgusu: Gökhan Aydın, toplumun dörtte üçünün ücretli gelirle yaşadığı bir düzende, işçilerin karar mekanizmalarında yer alması gerektiğini belirtti.
Asgari Ücret Eleştirisi: 2026 yılı asgari ücretinin açlık sınırının altında kalmasını ve alım gücündeki kaybı, işçi sınıfının örgütsüz bırakılmasına bağladı.
Cumhuriyet ve Demokrasi: İşçi sınıfının örgütlülük düzeyinin, Cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkma gücüyle doğru orantılı olduğunu vurguladı.
Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin en köklü kalelerinden biri olan DİSK, 59. yaşını Bursa sokaklarında yankılanan sloganlarla kutladı. Altıparmak Millet Bahçesi önünde bir araya gelen yüzlerce işçi, ellerinde dövizler ve sendika flamalarıyla Kent Meydanı’na kadar dev bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca hak, hukuk ve adalet taleplerini dile getiren emekçiler, ekonomik krizin faturasının çalışanlara kesilmesine tepki gösterdi.
Birleşik Metal İş Bursa Şube Başkanlığı görevini de yürüten DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi Gökhan Aydın, Kent Meydanı’nda toplanan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, işçi sınıfının tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti. Aydın, toplumun üreten gücü olan emekçilerin, bugün inşa edilen düzende söz hakkının elinden alındığını ifade ederek, bu durumun sürdürülemez olduğunu savundu.
Aydın’ın açıklamalarında öne çıkan en kritik başlık, adaletsiz olarak nitelendirdiği mevcut düzenin nasıl değişeceği üzerineydi. “Bugün nüfusun dörtte üçü ücret gelirleri ile hayatını sürdürüyorken, işçi sınıfı bu toplumun üreten çoğunluğu iken, bizim hiçbir söz ve karar hakkımızın olmadığı bir düzen adım adım inşa edilmektedir” diyen Aydın, bu gidişata dur demenin yolunun örgütlü mücadeleden geçtiğini belirtti.
İşçilerin kendi kaderlerini tayin etme gücüne sahip olduğunu hatırlatan Gökhan Aydın, insanca yaşanabilecek bir ülkenin ancak eşitlik, özgürlük ve adalet temelleri üzerine kurulabileceğini vurguladı. “Bu düzeni değiştirebiliriz, değiştirmek zorundayız” ifadesini kullanan Aydın, birleşmenin ve sendikal çatılar altında toplanmanın aciliyetine değindi.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Ekonomik verilere de değinen Aydın, 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin emekçiler üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koydu. Asgari ücretin henüz işçinin eline geçmeden enflasyon canavarı karşısında eridiğini ifade eden Aydın, çarpıcı bir tespitte bulundu: “Asgari ücretin daha elimize geçmeden 1.350 lirasını enflasyon karşısında kaybetmemizin nedeni sendikalaşmanın önündeki engellerdir.”
Türkiye’nin bir “asgari ücretliler ülkesi” haline getirilmek istendiğini savunan Gökhan Aydın, bu tablonun temel sebebinin işçi sınıfının bilinçli bir şekilde örgütsüz bırakılması olduğunu dile getirdi. 2026 yılı asgari ücretinin açlık sınırının altında kalmasının tesadüf olmadığını, bunun örgütlü gücün zayıflığından faydalanan bir politikanın sonucu olduğunu sözlerine ekledi.
Gökhan Aydın, konuşmasının devamında sendikalaşmanın sadece ekonomik bir talep değil, aynı zamanda demokratik bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal ve sosyal süreçlerde işçi sınıfının pasifize edilmesinin toplumun genelini savunmasız bıraktığını belirten Aydın, örgütlü bir toplumun inşasında lokomotif gücün üretimden gelen güç olduğunu ifade etti.
“Nüfusun üretici çoğunluğu olan işçi sınıfı ne kadar örgütlü ise Cumhuriyet’e ve demokrasiye çok daha güçlü sahip çıkabilecektir” diyen Gökhan Aydın, sendikaların sadece ücret pazarlığı yapan yerler olmadığını, aynı zamanda birer hak ve hukuk savunuculuğu merkezi olduğunu dile getirdi. Ona göre, bir işçinin sendikalı olması, kendi geleceği kadar ülkesinin demokratik standartlarını da yukarı taşıma iradesidir.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Bursa Kent Meydanı’nda yankılanan açıklamada, umutsuzluğa yer olmadığı mesajı verildi. Aydın, mevcut karanlık tablonun değişmez bir kader olmadığını, çözümün yine işçinin kendi ellerinde olduğunu hatırlattı. Acilen değiştirilmesi gereken her türlü haksız uygulama, düşük ücret politikası ve güvencesiz çalışma koşullarının ancak kolektif bir iradeyle bertaraf edilebileceğini söyledi.
Gökhan Aydın, “Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim, yeter ki örgütlü mücadeleyi büyütelim” diyerek Bursa’daki tüm metal işçilerine ve genel olarak tüm sektörlerdeki emekçilere DİSK çatısı altında buluşma çağrısı yaptı. Aydın’a göre, barışın, kardeşliğin ve adaletin egemen olduğu bir ülke hayali, masa başında değil, meydanlarda ve fabrikalarda ilmek ilmek işlenen bir örgütlülükle gerçeğe dönüşecektir.
DİSK’in 59. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında yapılan bu açıklamalar, sendikal mücadelenin sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir kararlılık beyanı olduğunu gösterdi. Bursa’nın sanayi kenti kimliğiyle bu mücadeledeki stratejik önemi, Gökhan Aydın’ın sözlerinde kendine geniş yer buldu. İşçi sınıfının “üreten biziz, yöneten de biz olacağız” şiarıyla hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
Özellikle metal işçilerinin yoğun olduğu Bursa bölgesinde, Birleşik Metal İş’in yürüttüğü faaliyetler ve DİSK’in bölgedeki varlığı, çalışma hayatındaki dengelerin emek lehine değişmesi açısından hayati önem taşıyor. Aydın’ın da belirttiği gibi, 1.350 liralık enflasyon kaybından açlık sınırı altındaki asgari ücrete kadar her türlü ekonomik baskı, ancak “örgütlü bir set” çekilerek durdurulabilir.
Bursa’daki yürüyüşün sonunda Kent Meydanı’nı dolduran kitleye seslenen Gökhan Aydın, işçi sınıfının taleplerinin sadece ücret artışı ile sınırlı olmadığını, bütüncül bir toplumsal dönüşümü hedeflediklerini belirtti. “İnsanca yaşadığımız bir ülkeyi; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, barışın ve kardeşliğin ülkesini kurabiliriz ve kuracağız” diyen Aydın, bu hedefin ulaşılabilir olduğunu ancak bunun için kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti.
Aydın’ın konuşmasında sık sık vurguladığı “hak ve söz hakkı” kavramı, modern çalışma hayatındaki en büyük eksikliklerden biri olarak gösteriliyor. İşçi sınıfının toplumun %75’ini oluşturmasına rağmen karar alma süreçlerinin dışında bırakılmasının, demokrasinin önündeki en büyük engellerden biri olduğu gerçeği bir kez daha Bursa meydanında dile getirilmiş oldu. Sendikalaşmanın önündeki engellerin sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda bir vatandaşlık hakkı ihlali olduğu vurgulandı.
DİSK’in 59 yıllık tarihsel mirasını bugünün ekonomik koşullarıyla harmanlayan açıklama, “Acilen değiştirmemiz gereken ne varsa örgütlenerek değiştirebiliriz” cümlesiyle noktalandı. Yürüyüşe katılan metal işçileri, belediye çalışanları ve çeşitli sektörlerden emekçiler, Aydın’ın bu çağrısına sloganlarla destek vererek meydandan ayrıldılar.
Bu yıl dönümü etkinliği, Bursa gibi sanayi üretimin kalbi olan bir şehirde işçi sınıfının örgütlülük iradesini yeniden tazeledi. Gökhan Aydın’ın belirttiği gibi, 2026 yılı ve sonrası için asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkması ve işçinin emeğinin enflasyon karşısında korunması, ancak fabrikalardan sokaklara uzanan bu birlikteliğin büyümesiyle mümkün olacak. DİSK, 59. yılında bir kez daha “düzen değişmeli, işçi sınıfı yönetmeli” mesajını en gür şekilde kamuoyuna duyurmuş oldu.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı