Altın fiyatları, günlük bazda toparlanma gösterse de güçlü dolar ve faiz baskısıyla haftalık bazda dördüncü haftayı da kayıpla kapatıyor. Pazartesi günü 4 ayın dibini gören ons altın, 4.417 dolar seviyesinden haftayı tamamlamaya çalışırken, yatırımcı için kritik seviyeler belli oldu.

Küresel piyasalarda tansiyonun yükseldiği bir haftayı geride bırakırken, güvenli liman olarak görülen altın cephesinde hareketlilik hız kesmiyor. Yatırımcılar, jeopolitik riskler ile makroekonomik veriler arasında yön bulmaya çalışırken, fiyatlardaki dalgalanma dikkat çekici bir boyuta ulaştı.
Piyasa Özeti: Altın fiyatları günlük bazda toparlanma emaresi gösterse de, güçlü dolar endeksi ve faiz artış beklentileri nedeniyle üst üste dördüncü haftayı da kayıpla kapatmaya hazırlanıyor.
Dünya genelinde ekonomi yönetimlerinin enflasyonla mücadelesi sürerken, altın fiyatları üzerindeki baskı artmaya devam ediyor. Günlük bazda bakıldığında yukarı yönlü bir ivme yakalanmış olsa da, finansal piyasalar içindeki genel görünüm pek iç açıcı değil. Yatırımcılar, özellikle ABD doları karşısında değer kazanan varlıkları takip ederken, altının haftalık bazda sergilediği performans endişe yaratıyor. Spot altın, bugün itibarıyla yüzde 0,8 oranında bir artışla 4.417,63 dolar/ons seviyelerinden işlem görüyor. Bu yükseliş, kısa vadeli bir nefes alma alanı yaratsa da, haftalık bazdaki yüzde 1,7 oranındaki değer kaybı gerçeğini değiştirmiyor.

Piyasaların nabzını tutan ekonomi analistleri, geçtiğimiz pazartesi günü yaşanan sert düşüşe dikkat çekiyor. Hatırlanacağı üzere altın, haftanın ilk gününde son dört ayın en düşük seviyesi olan 4.097,99 dolar bandına kadar gerilemişti. Bu seviye, teknik analiz açısından kritik bir destek noktası olarak görülse de, fiyatların bu noktadan toparlanma çabası ayı piyasası baskısı altında kalmaya devam ediyor.
Altın fiyatlarındaki bu karmaşık yapının en büyük nedenlerinden biri, Orta Doğu eksenli gelişen jeopolitik riskler olarak öne çıkıyor. ABD-İsrail hattı ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, küresel çapta bir savaş endişesini tetiklerken, bu durum doğrudan enflasyon beklentilerini de yukarı çekiyor. Savaş senaryolarının enerji maliyetleri üzerindeki olası etkileri, merkez bankaları tarafından yakından izleniyor. Normal şartlar altında bu tür belirsizlik dönemlerinde güvenli liman arayışındaki sermayenin altına akması beklenirken, mevcut durumda dolardaki güçlenme bu akışı sınırlıyor.
FED (ABD Merkez Bankası) tarafından gelen şahin açıklamalar ve artan faiz beklentileri, altının ons fiyatı üzerindeki en büyük engel olarak duruyor. Yüksek faiz ortamı, faiz getirisi olmayan altını elde tutmanın maliyetini artırdığı için, kurumsal fonların tercihi bu süreçte tahvil ve dolar tarafına kayabiliyor. Emtia piyasası uzmanları, altındaki yükselişin kalıcı olabilmesi için jeopolitik risklerin ötesinde, küresel likidite koşullarında bir yumuşama olması gerektiğini savunuyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Şu anki tabloya göre, ons altın fiyatının 4.400 dolar seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlayıp sağlamayacağı, önümüzdeki haftanın ana gündem maddesi olacak. Eğer 4.417 dolar seviyelerindeki bu direnç aşılırsa, bir sonraki hedef psikolojik sınır olan daha üst bantlar olabilir. Ancak, küresel ekonomi içindeki belirsizlikler ve doların hegemonyası devam ettiği sürece, aşağı yönlü risklerin tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. Özellikle İran ile ilgili gelecek açıklamalar, piyasaların yönünü bir anda değiştirebilecek kapasiteye sahip.
Altın fiyatları üzerinde yaşanan bu dört haftalık negatif seri, aslında piyasaların son iki yılda alışık olduğu bir tablo değil. 2025 yılının genelinde izlenen boğa piyasası, altını defalarca yeni zirvelere taşımıştı. Ancak 2026 yılının bu döneminde, küresel likidite daralması ve ABD tahvil faizleri tarafındaki getiri artışı, ons altın için zorlu bir virajı beraberinde getirdi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre kıyaslandığında, altının hala nominal bazda yüksek bir seviyede olduğunu söylemek mümkün olsa da, reel getiri bazında yatırımcı portföylerinde bir dengelenme süreci yaşanıyor.
Pazartesi günü test edilen 4.097,99 dolar seviyesi, sadece bu yılın değil, son dört ayın en düşük noktası olarak kayıtlara geçti. Bu sert geri çekilme, teknik analiz yapan uzmanlar tarafından “aşırı satım” bölgesi olarak yorumlanmıştı. Nitekim bugünkü yüzde 0,8 oranındaki toparlanma, bu bölgeden gelen kurumsal alımların bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Trakyalife ekonomi servisi olarak yaptığımız incelemelerde, bu tür keskin düşüşlerin ardından gelen tepki alımlarının, trend dönüşü için yeterli olup olmadığı hala büyük bir soru işareti taşıyor.
Dolar endeksi (DXY), uluslararası piyasalarda diğer para birimleri karşısında güç kazanmaya devam ettikçe, altın fiyatları için yukarı yönlü hareket alanı daralıyor. FED tarafından gelen veriye dayalı politika açıklamaları, faiz oranları konusundaki belirsizliği koruyor. Eğer enflasyon verileri hedeflenen seviyelere inmezse, faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi altın üzerindeki baskıyı kronik hale getirebilir.
Özellikle İran ve İsrail arasındaki gerilimin sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda küresel bir enerji krizi potansiyeli taşıması, enflasyon beklentilerini diri tutuyor. Yatırımcı bu noktada iki seçenek arasında kalıyor: Bir yanda riskli varlıklardan kaçıp nakde (dolara) dönmek, diğer yanda ise enflasyona karşı tarihsel bir koruma kalkanı olan fiziksel altın stoklarını artırmak. Mevcut piyasa dinamikleri, şu an için güçlü doların cazibesinin bir adım önde olduğunu gösteriyor.
Özetle, altın fiyatları haftayı her ne kadar 4.417,63 dolar seviyesinde yeşil bir mumla kapatmaya çalışsa da, haftalık bazdaki yüzde 1,7 kayıp, piyasanın hala temkinli olduğunu kanıtlıyor. Ekonomi dünyasında gözler şimdi, önümüzdeki hafta açıklanacak olan istihdam verilerine ve Orta Doğu’dan gelecek diplomatik haberlere çevrildi. Altın yatırımı olan vatandaşların, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade, destek seviyesi olarak görülen 4.100 dolar altındaki kapanışları ve direnç seviyesi olan 4.500 dolar bandını yakından takip etmesi gerekiyor.