İran’ın misilleme saldırıları kapsamında 28 Şubat’tan bu yana 7 Arap ülkesindeki ABD hedeflerine 4 bin 382 füze ve İHA fırlatıldı. Bölgede gerilim bayramda da dinmedi.

Orta Doğu, tarihinin en hareketli ve gerilimli günlerinden birini yaşıyor. İran’ın, ABD ve İsrail’e yönelik hamlelerine karşı başlattığı misilleme süreci, Körfez bölgesini adeta bir ateş hattına çevirdi. 28 Şubat’tan bu yana bölgedeki stratejik noktalara yönelik gerçekleştirilen binlerce saldırı, güvenlik dengelerini sarsıyor.
Devasa Saldırı Bilançosu: 28 Şubat tarihinden bugüne kadar 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ve kritik noktalara toplam 4 bin 382 füze ve İHA saldırısı düzenlendi.
Bayramda Dinmeyen Gerilim: Saldırılar Ramazan Bayramı’nın ilk gününde de durmadı; bölge ülkelerinde hava savunma sistemleri aralıksız devreye girdi.
En Çok Hedef Alınan Ülke: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), hem füze hem de İHA saldırılarının merkezi haline gelerek en yoğun taarruza maruz kalan ülke oldu.
Orta Doğu coğrafyası, küresel aktörlerin ve bölgesel güçlerin karşı karşıya geldiği devasa bir çatışma alanına dönüşmüş durumda. İran tarafından başlatılan misilleme operasyonları, etki alanını genişleterek Körfez ülkelerindeki ABD askeri varlıklarını ve stratejik altyapı tesislerini hedef alıyor. Ankara-BHA verilerine dayanan bilgilere göre, son bir ay içerisinde bölgedeki hareketlilik daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştı. 28 Şubat’tan itibaren başlayan ve günümüze kadar sarkan süreçte, 7 farklı Arap ülkesinde konuşlu bulunan hedeflere yönelik 4 bin 382 adet füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlatıldığı bildirildi.
Bu muazzam saldırı trafiği, bölgedeki hava savunma sistemlerinin kapasitesini de sonuna kadar zorluyor. Özellikle Ramazan Bayramı’nın ilk gününde, manevi iklimin aksine bölge semaları füze izleri ve İHA vızıltılarıyla yankılandı. İran destekli unsurlar tarafından gerçekleştirilen bu saldırılar, başta Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt olmak üzere geniş bir coğrafyada hava alarmı verilmesine neden oldu. Savunma kaynakları, çok sayıda balistik füze, seyir füzesi ve kamikaze İHA’nın Patriot ve benzeri sistemler tarafından havada imha edildiğini açıklasa da, operasyonların sürekliliği bölgedeki gerginliği diri tutuyor.
Saldırıların niteliği incelendiğinde, klasik balistik füzelerin yanı sıra düşük maliyetli ancak yüksek etkili kamikaze İHA’ların (İnsansız Hava Aracı) yoğun kullanımı dikkat çekiyor. İran, bu asimetrik savaş yöntemini kullanarak bölgedeki çok katmanlı hava savunma şemsiyelerini delmeye çalışıyor. BAE ve Kuveyt gibi ülkelerde konuşlu olan Amerikan üsleri, bu saldırıların ana hedefi konumunda bulunurken, saldırıların sivil yerleşim yerlerine yakınlığı yerel halkta da büyük endişe yaratıyor.
Hava savunma uzmanları, saldırıların koordineli bir şekilde farklı yönlerden ve farklı irtifalardan gerçekleştirildiğini belirtiyor. Bu yöntem, savunma sistemlerini şaşırtmayı ve mühimmat stoklarını tüketmeyi hedefleyen bir stratejinin parçası olarak görülüyor. Bayramın ilk ışıklarıyla birlikte yükselen siren sesleri, Orta Doğu’da barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Saldırıların coğrafi dağılımına bakıldığında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) açık ara en fazla hedef alınan nokta olarak öne çıkıyor. Ülkenin savunma yetkililerinden gelen bilgilere göre, BAE semalarında yüzlerce balistik ve seyir füzesinin yanı sıra iki bine yakın İHA etkisiz hale getirildi. BAE’yi stratejik önemi ve ABD askeri varlığı nedeniyle Kuveyt, Bahreyn ve Katar takip ediyor.
Suudi Arabistan ve Ürdün de saldırı dalgasından payını alan ülkeler arasında yer alırken, Umman’ın bu süreçte en az hedef alınan ülke olması dikkat çekti. Uzmanlar bu durumu, ülkelerin jeopolitik konumları ve ABD ile olan askeri iş birliği seviyelerine bağlıyor. İran tarafından yönetilen bu süreç, bölgedeki tüm aktörleri saf tutmaya zorlayan bir güvenlik krizine dönüşmüş durumda.
Bölgedeki askeri kaynaklardan ve yerel savunma bakanlıklarından derlenen veriler, saldırıların boyutunu dehşet verici bir tabloyla ortaya koyuyor. İran tarafından koordine edilen misilleme sürecinde, 28 Şubat’tan bu yana hedef alınan ülkelerdeki savunma sistemleri adeta test edildi. Toplamda 4 bin 382 adet mühimmatın (füze ve İHA) kullanıldığı bu süreçte, ülkelerin karşı karşıya kaldığı yük şu şekilde detaylandırıldı:
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Listenin en başında yer alan BAE, savunma kapasitesini en uç noktada kullanan ülke oldu. Resmi raporlara göre, BAE hava sahasına giren yüzlerce balistik ve seyir füzesi imha edilirken, yaklaşık iki bine yakın kamikaze İHA etkisiz hale getirildi. Özellikle Al Dhafra Hava Üssü çevresinde yoğunlaşan saldırılar, hava savunma bataryalarının 24 saat esasına göre çalışmasına neden oldu.
Kuveyt ve Bahreyn: ABD’nin bölgedeki lojistik ve deniz gücü merkezlerine ev sahipliği yapan bu iki ülke, saldırıların ikinci halkasını oluşturdu. Kuveyt’te yüzlerce füze ve yüzlerce İHA saldırısı kayıt altına alınırken, Bahreyn’deki Beşinci Filo karargahı yakınlarında da benzer yoğunlukta patlamalar yaşandı. İran kaynaklı bu taarruzlar, her iki ülkenin de ulusal güvenlik alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmasına yol açtı.
Katar ve Suudi Arabistan: Katar’daki Al Udeid Hava Üssü, Orta Doğu’daki en büyük ABD askeri yerleşkesi olması sebebiyle stratejik bir hedef olarak görüldü. Suudi Arabistan cephesinde ise ilginç bir veri dikkat çekti; krallığa yönelik saldırılarda İHA sayısının, ağır füzelere kıyasla çok daha yüksek olduğu gözlemlendi. Bu durum, saldırgan tarafın savunma maliyetini artırmak ve sistemleri meşgul etmek için İHA sürülerini tercih ettiğini gösteriyor.
Ürdün ve Umman: Ürdün, jeopolitik konumu gereği füzelerin geçiş güzergahında kalırken, toplam füze ve İHA sayısı 200’ü aştı. Umman ise diplomatik arabuluculuk rolü ve daha dengeli dış politikası sayesinde, sınırlı sayıda İHA saldırısıyla bu süreci en az hasarla atlatan ülke olarak kayıtlara geçti.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Bölgedeki askeri analistler, bu saldırıların sadece bir misilleme değil, aynı zamanda bir “yıpratma savaşı” olduğunu savunuyor. İran tarafından gerçekleştirilen bu devasa harekat, bölgedeki ABD müttefiki ülkelerin savunma bütçelerini ve mühimmat stoklarını ciddi şekilde zorluyor. Sürekli alarm durumunda kalan hava savunma operatörlerinin yaşadığı mental yorgunluk ve sistemlerin bakım ihtiyacı, savunma hattındaki en zayıf halkalar olarak değerlendiriliyor.
Ramazan Bayramı’nın ilk gününde dahi hız kesmeyen saldırılar, bölgedeki sivil havacılık trafiğini de olumsuz etkiledi. Birçok havayolu şirketi, Körfez hava sahasını kullanmak yerine daha uzun ve maliyetli rotaları tercih etmek zorunda kaldı. Uzmanlar, bu gerilimin düşürülmemesi halinde, bir “hesap hatası” sonucu saldırıların topyekün bir bölgesel savaşa evrilme riskinin her zamankinden daha yüksek olduğu konusunda uyarıyor.
Saldırılarda kullanılan İHA’ların teknolojik gelişimi, bölgedeki savunma doktrinlerini de değiştirmeye zorluyor. Artık sadece büyük balistik füzeler değil, radar altında uçan, plastik gövdeli ve sürü zekasına sahip küçük hava araçları en büyük tehdit haline gelmiş durumda. İran bu hamlesiyle, teknolojik üstünlüğe karşı sayısal çokluk ve düşük maliyet stratejisini sahaya sürerek bölgedeki Amerikan hegemonyasını sarsmayı hedefliyor.
28 Şubat’tan bu yana devam eden bu devasa saldırı dalgası, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini sadece teknik olarak değil, lojistik olarak da sınırlarına dayadı. İran tarafından fırlatılan binlerce İHA ve füze, bölgedeki çok katmanlı savunma ağlarını sürekli meşgul ederek “mühimmat tüketme” stratejisini devreye soktu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi ülkelerde konuşlu bulunan Patriot bataryalarının, gelen saldırıları karşılamak için harcadığı önleyici füze maliyetinin milyarlarca doları bulduğu tahmin ediliyor.
Askeri analistler, bu asimetrik durumun sürdürülebilirliğini tartışmaya açtı. Bir yanda binlerce dolarlık maliyetle üretilen “kamikaze” İHA’lar, diğer yanda onları durdurmak için ateşlenen milyon dolarlık yüksek teknolojili savunma füzeleri bulunuyor. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde yaşanan yoğun mesai, bölgedeki hava savunma operatörlerinin üzerindeki baskıyı en üst seviyeye çıkardı. Saldırıların koordineli bir şekilde, farklı irtifalardan ve eş zamanlı olarak birden fazla ülkeye yöneltilmesi, savunma sistemlerinin “hedef doygunluğu” yaşamasına neden oluyor.
Körfez hattındaki bu füze yağmuru, sadece askeri tesisleri değil, küresel enerji arzının kalbi sayılan tesisleri de dolaylı yoldan tehdit ediyor. İran kaynaklı bu misilleme süreci, petrol ve doğalgaz sevkiyatının yapıldığı kritik rotaların güvenliğini sarsıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki enerji altyapısına yakın noktalara düşen İHA parçaları, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açma potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, bölgedeki gerilimin bayram süresince de düşmemesinin, tarafların geri adım atmaya niyetli olmadığını gösterdiğine dikkat çekiyor. ABD’nin bölgedeki varlığını hedef alan bu 4 bin 382 saldırı, Washington’ın Orta Doğu stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Körfez ülkeleri ise bir yandan kendi savunma sistemlerini modernize etmeye çalışırken, diğer yandan diplomatik kanalları açık tutarak topyekün bir çatışmanın önüne geçmeye çalışıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Körfez bölgesinde 28 Şubat’tan bu yana yaşanan ve bayramın ilk gününde zirveye ulaşan füze yağmuru, Orta Doğu’nun ne denli hassas bir denge üzerinde durduğunu kanıtlıyor. İran ve müttefiki güçlerin, ABD üslerini hedef alan 4 bin 382 saldırısı, bölgedeki 7 Arap ülkesini doğrudan çatışma atmosferinin içine çekti. Birleşik Arap Emirlikleri’nden Umman’a kadar uzanan bu geniş coğrafyada, hava savunma sirenleri artık gündelik hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.
Savunma sistemlerinin başarı oranı yüksek olsa da, mühimmat maliyetleri ve psikolojik yıpranma payı, bölge ülkelerini zorlu bir seçimle karşı karşıya bırakıyor. Uzmanlar, bu gerilimin bir diplomasi masasıyla sonuçlanmaması durumunda, saldırıların şiddetinin artabileceği ve Körfez’deki güvenlik mimarisinin tamamen çökebileceği uyarısında bulunuyor. Bayramın buruk geçtiği bölgede, şimdi tüm gözler büyük güçlerin atacağı bir sonraki adımda.
Kaynak: BHA