Edirne Valiliği öncülüğünde afetlere hazırlık çalışmaları devleşiyor. 2 binden fazla gönüllünün eğitildiği şehirde, EDAK ekipleri zorlu akreditasyon sürecini tamamlayarak peçlerini Vali Yunus Sezer’den aldı. Edirne, 85 kişilik özel donanımlı arama kurtarma timiyle olası afetlere karşı artık çok daha güçlü.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğiyle yüzleşirken, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki iş birlikleri hayati önem taşımaya devam ediyor. Olası afetlere karşı hazırlık seviyesini en üst noktaya taşımayı hedefleyen Edirne’de, gönüllülük esasıyla yürütülen çalışmalarda çok kritik bir viraj daha dönüldü. Edirne Valiliği öncülüğünde yürütülen projeler ve sivil inisiyatifin gücüyle, şehrin afet direnci günden güne artırılıyor. Bu kapsamda, 1999 yılından bu yana sahada olan kahraman gönüllüler, ulusal standartlardaki yetkinliklerini bir kez daha kanıtladı.
Dev Gönüllü Ordusu: Edirne il genelinde 2 binden fazla vatandaşa arama kurtarma eğitimi verildi.
EDAK’ın Gücü: Şehrin köklü kuruluşu EDAK, 85 kişilik dev kadrosuyla göreve hazır.
Resmi Onay: Zorlu süreçleri aşan ekipler, AFAD Akreditasyon Sistemi’ni başarıyla tamamladı.
Ülkemizin yakın tarihine damgasını vuran ve büyük acıların yaşandığı 1999 depremleri, toplumsal hafızamızda derin izler bırakırken, aynı zamanda sivil savunma bilincinin de fitilini ateşlemişti. İşte o zorlu günlerin hemen ardından, tamamen gönüllülerin bir araya gelmesiyle temelleri atılan EDAK (Edirne Arama Kurtarma Derneği), yıllardır süren sessiz ve kararlı yürüyüşünü büyük bir başarıyla taçlandırdı. Kurulduğu günden bu yana, hiçbir karşılık beklemeden insan hayatına dokunmayı amaç edinen dernek üyeleri, profesyonellik yolunda attıkları adımların karşılığını resmi bir törenle aldı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından belirlenen zorlu kriterleri, yoğun eğitimleri ve denetim süreçlerini başarıyla geçen EDAK gönüllüleri, artık sadece iyi niyetli birer yardımcı değil, devletin tanıdığı akredite bir güç haline geldi. Bu kapsamlı sürecin sonunda hak ettikleri peçler, bizzat Edirne Valisi Yunus Sezer tarafından gönüllülerin üniformalarına takıldı. Tören, sadece bir rozet takma işlemi değil, şehrin güvenliğinin emin ellerde olduğunun da sembolik bir göstergesiydi.

Edirne Valisi Yunus Sezer’in tören sırasında yaptığı vurgular, yapılan çalışmaların sadece bugünü değil, geleceği de kurtarmaya yönelik olduğunu ortaya koydu. Vali Sezer, afet yönetiminde en kritik unsurun “eğitimli insan kaynağı” olduğuna dikkat çekti. Beton yığınları arasında veya sel sularında bir cana ulaşmanın ancak teknik bilgi ve disiplinle mümkün olabileceğini bilen yönetim, eğitim seferberliğini tüm şehre yaymış durumda.
Vali Sezer’in paylaştığı verilere göre, il genelinde yürütülen hummalı çalışmalar neticesinde 2 binden fazla gönüllüye arama kurtarma eğitimi verildi. Bu rakam, Edirne ölçeğindeki bir şehir için muazzam bir hazırlık seviyesini işaret ediyor. Her mahallede, her sokakta afet anında ne yapacağını bilen, soğukkanlılığını koruyabilen ve profesyonel ekiplere destek olabilecek eğitimli bireylerin varlığı, olası bir felaketin etkilerini en aza indirmek için en büyük güvence olarak görülüyor.
[EDAK HAKKINDA / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Akreditasyon Neden Önemli?: AFAD Akreditasyonu, bir ekibin uluslararası standartlarda arama kurtarma yapabileceğini, doğru ekipmana ve teknik bilgiye sahip olduğunu belgeler.
- Koordinasyon Gücü: Akredite olan ekipler (EDAK gibi), büyük afetlerde AFAD’ın ana koordinasyon sistemine doğrudan entegre olarak, olay yerinde bağımsız ve yetkili bir şekilde görev yapabilirler.
- Tarihçe: 1999 Marmara Depremi sonrası sivil inisiyatifle kurulan dernek, bölgenin en köklü arama kurtarma yapılanmalarından biridir.
Sadece eğitim vermekle kalmayıp, bu eğitimi sahada uygulayacak profesyonel çekirdek kadroyu da güçlendiren EDAK, bünyesindeki 85 aktif üyesiyle dikkat çekiyor. Bu üyelerin her biri, enkaz altında çalışma, ilk yardım, lojistik destek ve kriz yönetimi gibi konularda uzmanlaşmış kişilerden oluşuyor. Akredite ekipleriyle birlikte afetlere tam donanımlı hale gelen dernek, Edirne’nin sadece kendi sınırları içinde değil, ihtiyaç duyulduğunda Türkiye’nin her noktasında yardıma koşabilecek bir kapasiteye ulaştı.
Vali Yunus Sezer’in peç takdimi sırasında gönüllülerle kurduğu sıcak diyalog ve onlara duyduğu güven, devlet-millet iş birliğinin en güzel örneklerinden birini oluşturdu. Gönüllülerin gözlerindeki kararlılık, Edirne’nin olası afet senaryolarına karşı artık daha dirençli olduğunun en somut kanıtıydı.
Vali Yunus Sezer’in takdim ettiği o peçler, aslında kumaş parçasından çok daha fazlasını, aylar hatta yıllar süren disiplinli bir çalışmayı temsil ediyor. Kamuoyunda genellikle “sınavı geçip belge almak” gibi algılanan AFAD Akreditasyon Sistemi, aslında son derece zorlu, fiziksel ve psikolojik dayanıklılık gerektiren bir maraton. EDAK üyeleri, bu süreçte sadece teorik bilgiyle yetinmedi; enkaz simülasyonlarında, zorlu hava koşullarında, gece ve gündüz demeden gerçekleştirilen tatbikatlarda ter döktü.
AFAD’ın belirlediği uluslararası standartlar, bir ekibin olay yerine intikalinden, enkazda güvenli çalışma koridoru oluşturmasına, kazazedeye tıbbi müdahaleden, ekibin kendi güvenliğini sağlamasına kadar yüzlerce farklı parametreyi kapsıyor. Edirne’nin gururu olan bu 85 kişilik ekip, tüm bu parametrelerde “hatasız” hareket etme yeteneğini kanıtladı. Bu başarı, gönüllülerin işlerinden, ailelerinden ve sosyal yaşamlarından feragat ederek, “bir cana daha nasıl ulaşırız” sorusuna verdikleri cevabın somutlaşmış halidir.
Afet literatüründe “Altın Saatler” olarak bilinen ve felaketin hemen sonrasındaki ilk 72 saati kapsayan zaman dilimi, hayatta kalma oranlarının en yüksek olduğu kritik süreçtir. Büyük ölçekli bir depremde, ulusal yardım ekiplerinin bölgeye ulaşması, yolların durumu ve lojistik engeller nedeniyle zaman alabilir. İşte tam bu noktada, EDAK gibi yerel ve akredite güçlerin önemi hayati bir boyuta ulaşıyor.
Edirne Valiliği’nin stratejik planlamasında da bu gerçek ön plana çıkıyor. Şehrin kendi içindeki dinamiklerini bilen, sokakları tanıyan ve anında organize olabilen yerel ekipler, dışarıdan gelecek takviye güçler ulaşana kadar sahada inisiyatif alarak can kayıplarını minimize etme potansiyeline sahip. EDAK’ın akredite olması, Edirne’nin olası bir Marmara depreminde sadece yardım bekleyen değil, kendi kendine yetebilen, hatta çevre illere lojistik destek sağlayabilen bir “lojistik üs” olma vizyonunu da güçlendiriyor.
Törende yaptığı konuşmada “İlimizi hazır hale getirmek için çalışmalarımız devam ediyor” diyen Vali Yunus Sezer, aslında sadece profesyonel ekipleri değil, sivil halkı da kapsayan geniş tabanlı bir modelden bahsediyor. İl genelinde 2 binden fazla gönüllüye eğitim verilmiş olması, bu vizyonun en net göstergesi. Bu rakam, Edirne nüfusuna oranlandığında, Türkiye ortalamasının üzerinde bir farkındalık seviyesine işaret ediyor.
Bu eğitimler sayesinde, profesyonel olmayan ancak temel afet bilincine sahip vatandaşlar, kriz anında paniği önleyen, toplanma alanlarını organize eden ve profesyonel ekiplere (EDAK ve AFAD) lojistik destek sağlayan “gizli kahramanlar” olarak sahada yerlerini alacaklar. Valilik ve EDAK iş birliği, afet yönetimini sadece kurumların sorumluluğu olmaktan çıkarıp, tabana yayılan toplumsal bir refleks haline getiriyor.
Haberimizin başında bahsettiğimiz 1999 ruhu, aslında bir dayanışma kültürünün yansımasıdır. EDAK çatısı altında birleşen 85 üyenin profiline bakıldığında; öğretmeninden esnafına, mühendisinden öğrencisine kadar toplumun her kesiminden bireylerin olduğu görülüyor. Bu çeşitlilik, ekibin sahadaki problem çözme yeteneğini artıran en büyük zenginlik.
Hiçbir maddi beklenti içinde olmadan, sadece “insanlık” adına, tehlikeli enkazların altına girmeyi göze alan bu insanlar, Edirne’nin sosyal sermayesinin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Vali Sezer’in takdim ettiği peçler, bu fedakarlığın devlet katındaki resmi takdiri olsa da, gönüllüler için en büyük ödül, kurtardıkları her hayatta hissettikleri manevi huzur olmaya devam ediyor.
Edirne Arama Kurtarma Derneği’nin (EDAK) AFAD Akreditasyon sürecini başarıyla tamamlaması ve 2 bin kişilik dev bir gönüllü ordusunun eğitilmesi, şehrin afet direnci açısından bir dönüm noktasıdır. Yapılan tören, bir bitiş değil, aksine sürekli teyakkuz halinin ve eğitimin sürdürülebilirliğinin bir ilanı niteliğindedir.
Doğal afetlerin ne zaman ve nasıl geleceğini kestirmek her zaman mümkün olmayabilir; ancak EDAK gibi donanımlı, eğitimli ve inançlı ekiplerin varlığı, Edirne halkının yastığa başını daha huzurlu koymasını sağlıyor. Valilik öncülüğünde atılan bu adımlar, “Kader gayrete aşıktır” sözünün sahadaki karşılığı olarak Edirne tarihine not düşülmüştür.